ArabicChinese (Simplified)DutchEnglishFrenchGermanItalianPortugueseRussianSpanishTurkish

Fethiye Diving Centre

Tüplü dalış, su altında bu spor için özel olarak tasarlanmış ve üretilmiş ekipmanlarla icra edilen, çeşitli kuralları olan bir ekstrem spor türüdür. İngilizcede scuba diving olarak adlandırılan bu spor, ismini Self-Contained Underwater Breathing Apparatus kelime grubundan almıştır. Bağımsız su altı solunum cihazı anlamına gelen bu kelime grubu, tüplü dalışı, dalış sporunun diğer disiplini serbest dalıştan ayıran temel ekipman dalış tüpünden bahsetmektedir. Sportif amaçlı yapılan tüplü dalış, 1940’lı yıllarda eski bir asker olan Fransız Jacques-Yves Cousteau tarafından geliştirilmiş ve zamanla günümüzdeki haline gelmiştir. 

Temel prensibi; gerekli ekipmanlar ile kuşanıp, daha önce çeşitli bilimsel çalışmalar sonucu ortaya çıkmış derinlik ve süre limitlerine uyarak, en az 2 kişi olacak şekilde su altı dünyasını ziyaret etmek ve gündelik hayatta asla karşılaşılamayacak bir deneyim yaşatmaktır. Özellikle 21.yüzyılda denize veya okyanusa kıyısı olan ülkelerin turizmlerine ciddi katkılar sağlayan tüplü dalış sporu, ülkemizde TSSF (Türkiye Su Altı Sporları Federasyonu) denetiminde ve kontrolünde gerçekleştirilmektedir. 

Tüplü dalış ile serbest dalış arasındaki fark nedir?

Bir önceki sorunun cevabında bahsettiğimiz gibi, tüplü dalış; bağımsız bir solunum cihazı ile icra edilen bir spordur. Serbest dalış ise sporcunun kendi nefesiyle gerçekleştirdiği bir spor türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Serbest dalışta da tüplü dalış sporu  esnasında kullanılan maske, palet, şnorkel gibi ekipmanlar kullanılsa da bağımsız bir hava kaynağı kullanılmamaktadır. 

Dalgıç ve dalıcı arasındaki fark nedir?

Gerekli eğitimleri tamamladıktan sonra tüplü dalış sporunu sadece sportif amaçlı icra eden kişilere dalıcı, su altında bulunma durumunu bir meslek haline getirmiş, hayatının tamamını veya bir kısmını bu meslek sayesinde idame ettiren profesyonellere ise dalgıç denir. İngilizce kaynaklarda iki tanım da diver olarak adlandırılsa da Türkiye sınırları içerisinde bu iki sıfat arasındaki farklar sıkça karşımıza çıkmaktadır. 

Nasıl dalıcı olunur?

Yazının önceki bölümlerinde belirtildiği gibi, Türkiye sularında yapılan tüm dalış faaliyetlerini düzenleyen, denetleyen kurum TSSF yani Türkiye Su Altı Sporları Federasyonu’dur. Türkiye’de tüplü dalış eğitimi almak isteyen bir kişi TSSF’nin onay verdiği eğitim merkezlerine başvurarak, yine TSSF’nin onay verdiği eğitim sistemlerinden birini (CMAS, PADI, SSI vb) seçebilir ve bu sistemin eğitimini alabilir. Her eğitim sisteminin kendi içerisinde farklılıkları bulunsa da hepsinde temel olarak;

  • Teorik bilgi,
  • Ekipman tanıma,
  • Su altı becerileri,
  • Basit seviye ilkyardım eğitimleri verilmektedir. 

Bulunduğun şehirde TSSF’nin onayladığı dalış merkezlerini buradan inceleyebilir, tüm iletişim bilgilerine yine bu siteden ulaşabilirsin. 

İsteyen herkes dalıcı olabilir mi?

Tüplü dalış sporuna ilgisi olan, 14 yaş ve üstündeki herkes dalış merkezlerine başvurabilir. Su altı, insan fizyolojisinin gündelik hayatından farklı şartlar barındırdığı için dalış merkezlerinin isteyeceği bir sağlık raporu ile bu şartlara uygunluğunu teyit ettirebilir ve dalıcı adayı olabilir. Bu aşamadan sonra yine dalış merkezinin yönlendireceği şekilde gerekli evrakları tamamlayıp, dalış eğitimini almaya başlamak için gerekli planlamayı dalış merkezi ile beraber yapabilirsiniz. 

2017 verilerine göre, Türkiye’deki aktif lisanslı dalıcı sayısı yaklaşık 10.000 , aktif dalış merkezi sayısı ise 300 civarındadır. Bu dalıcıların birçoğu dalış ile üniversite dönemlerinde tanışmış ve bulundukları üniversitelerin su altı sporları kulüpleri ile kolayca dalışa adım atmışlardır. Eğer bir üniversite öğrencisi isen, mutlaka okuduğun üniversitenin sosyal kulüpleri arasında su altı sporları kulübü olup olmadığını kontrol etmeni ve eğer varsa iletişime geçmeni tavsiye ederiz. 

Tüplü dalış için hangi ekipmanlar gerekli? Dalış eğitiminde ekipman almak zorunlu mu?

Tüplü dalış, ekipmanı fazla olan ekstrem sporlardan birisidir. Başta, ABC olarak adlandırılan; maske, palet ve şnorkel olmak üzere tüp, regülatör, denge yeleği (bcd), dalış elbisesi tüplü dalış için gerekli ekipmanlardır. Bunların dışında; dalış patiği, dalış bıçağı, dalış feneri, dalış bilgisayarı gibi birçok ek malzemesi de bulunmaktadır. 

Türkiye’de bulunan dalış merkezleri, dalış eğitimi alacak dalıcı adaylarına bu ekipmanları tedarik etmektedir. Bu sebeple, başlangıç seviyesinde dalış eğitimi almak isteyen bir kişinin ekipman satın alması zaruri değildir. Dalış sporunda ilerleyen, ilerlemeyi planlayan kişilerin ise kendilerine uygun ekipmanları seçerek kendi ekipmanlarını edinmesi tavsiye edilmektedir. 

Türkiye’de nerede tüplü dalış yapabilirim?

Tüplü dalış imkanları konusunda çok şanslı ülkelerden biri olduğumuz bir gerçek. 3 denize (Akdeniz, Karadeniz ve Ege) sınırı olan, 1 denizi (Marmara) tamamen kendi sınırları içerisinde ağırlayan bir ülke olarak tüplü dalış sporunu yapabileceğimiz onlarca farklı dalış noktasına sahibiz. Sadece denizlerde değil, göllerde de tüplü dalış sporunun yapılabildiğini de düşünürsek, seçeneklerin tam sayısını kestirmenin çok mümkün olmadığını söyleyebiliriz. 

Tüplü dalış spor bilincinin en çok geliştiği, seçeneklerin en fazla olduğu lokasyon ise Antalya’nın Kaş ilçesidir. Ulaşımının zor olduğu bir nokta olması ve su altı bilincinin yüksek seviyede olması, su altının korunmasında çok yardımcı olmuştur. Dalıcılar için de eşsiz bir deneyim yaşama imkanı sağlamaktadır. Kaş’ı en iyi seçeneklerden birisi olarak görsek de hem su altı canlılığı hem dalış bilinci konusunda Muğla/Bodrum, İzmir/Karaburun, Çanakkale/Saros gibi dalış için çok ideal birçok nokta daha  mevcuttur. 

Kısacası, yaz tatillerinde tercih edeceğin her lokasyonun tüplü dalış için uygun imkanlara sahip olabileceğini söylemek abartı olmayacaktır. 

Yılın hangi zamanları dalış yapabilirim?

Türkiye, iklimsel değişimlere rağmen çeşitli bölgelerinde hala 4 mevsimin yaşandığı bir ülke diyebiliriz. Özellikle Akdeniz ve Ege kıyılarında da neredeyse 9-10 aya yakın bir süre denize girilebildiğini biliyoruz. Bu sebeple, Türkiye’de 12 ay 365 gün dalış sporunu icra etme imkanının olduğunu söyleyebiliriz. Tabii doğru ekipman seçimi ve doğru rehberlerle sporu icra etmenin çok önemli olduğunu da eklemeliyiz. 

Genellikle Ocak-Nisan ayları arasında dalış merkezleri, kendilerine ait tekneleri bakım ve onarım amaçlı karaya çekmektedirler. Su sıcaklığının en yüksek olduğu yerlerde bile 12-13 derecelere düştüğünü düşünürsek, bu aylarda dalış çok tercih edilen bir spor değildir. Ancak, bir önceki paragrafta da belirttiğimiz gibi, bu aylar da dahil dalış sporu için seçenek bulmak Türkiye içerisinde mümkün. 

Yüzme bilmiyorum dalıcı olabilir miyim?

Dalış, başlangıç seviyesinde temel olarak yüzme becerileri gerektiren bir spordur. Su üstünde sakin bir şekilde durabilmek ve su altına inildiğinde hareket edebilecek kabiliyete sahip olmak gerekir. Olası riskli bir durumda su altında ve üstünde rahat ve özgüvenli hareket edebilmek için yüzme bilmek son derece kritik bir beceridir. TSSF’nin de onay verdiği  başlangıç seviye dalıcı eğitimlerinde yeterli seviyede yüzme bilmek bir zorunluluktur. 

Su altında neler görüyorsunuz?

Türkiye suları, birçok canlı türüne ev sahipliği yapmaktadır. Sadece canlılara değil, su altında aynı zamanda batık antik şehir kalıntılarına ve batık objelere (uçak, gemi, tank gibi) de rastlanmaktadır. Özellikle Akdeniz kıyılarımızda deniz kaplumbağaları ve caretta carettaları, orfoz ve lahos gibi Akdeniz’e özgü balıkları ve birçok endemik türü dalışlarda görmek mümkündür. Türkiye’deki su altı canlıları hakkında daha detaylı bir blog yazısını ilerleyen zamanlarda Macerita içerisinde bulabilirsin. 

Su altındaki canlılardan korkmalı mıyım?

Kesinlikle hayır. Dünyadaki su altı canlıların neredeyse %99’u saldırgan değildir. Su altına misafir olduğunuzda, onların aslında sizden korktuğunu ve sizi bir tehdit olarak gördüğü için sizden hızla uzaklaştığını göreceksiniz. Su altında onların misafirleri olduğumuzu ve kesinlikle onları rahatsız edecek her türlü davranıştan kaçınmamız gerektiğini belirtmemiz gerekiyor. Her canlıda olduğu gibi tehdit algıladığında ve rahatsız hissettiğinde su altı canlıları da saldırgan bir tavır sergileyebilir. Ancak tüm etik ve yazılı kurallara uyulduğu takdirde su altındaki hiçbir canlının dalıcılara karşı saldırgan davranmadığını söyleyebiliriz.